Stanford Üniversitesi araştırmacıları, yapay zeka kullanarak tamamen yeni 16 virüs tasarladı. Bu virüsler, yalnızca bakterileri enfekte etmek üzere geliştirildi ve insan sağlığı için doğrudan bir tehdit oluşturmuyor. Bilim dünyası tarafından “önemli bir dönüm noktası” olarak nitelendirilen bu gelişmenin, hastalıklara yönelik yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde yeni bir çağ başlatabileceği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, yapay zeka ile tasarlanan virüslerin beraberinde getirdiği güvenlik endişeleri konusunda uyarıyor.
Stanford Üniversitesi’nden Yardımcı Doçent Brian Hie, yapay zekanın ilk kez tam bir genom tasarlamak ve hücre içinde çoğalabilen bir yapı oluşturmak için kullanıldığını belirtti. Bu çalışma, metin dizilimlerini tahmin eden büyük dil modellerine benzer bir mantıkla çalışan Evo1 ve Evo2 adlı yapay zeka modellerini kullanıyor. Modeller, virüslerin, bakterilerin, bitkilerin ve insanların genetik kodlarıyla eğitilerek, sadece belirli bakteri türlerini enfekte eden bakteriyofajları üretmek üzere geliştirildi. Araştırmacılar, yapay zeka tarafından önerilen 302 tasarımdan 16’sının E. coli bakterisini yok etmede etkili olduğunu laboratuvarda sentezleyerek doğruladı.
Laboratuvardaki doktora öğrencilerinden Samuel King, fajların çalıştığını sabahın erken saatlerinde fark ettiklerini ve bakteri tabakası üzerinde oluşan açık lekelerin heyecan verici olduğunu ifade etti. Bu yeni fajların geliştirilmesinin, antibiyotiklere direnç kazanmış enfeksiyonların tedavisinde yeni yöntemler sunabileceği öngörülüyor.
Bu gelişme, yapay zekanın sentetik biyoloji alanında yeni biyolojik yapılar tasarlama yeteneğini de ortaya koyuyor. Hie, teknolojinin yeni ilaçlar ve tedaviler geliştirerek insan sağlığını iyileştirme potansiyeline sahip olduğunu savunurken, aynı teknolojinin kötü niyetle kullanılarak yeni hastalıklar oluşturulabileceğine dair endişeler de dile getiriliyor. Johns Hopkins Üniversitesi’nden Dr. Thomas Inglesby ve Dr. Moritz Hanke, Science dergisindeki makalelerinde bu bulguların “acil biyogüvenlik ve biyoemniyet sorularını” gündeme getirdiğini belirtti. Uzmanlar, artık meselenin üretken virüs genom tasarımının mümkün olup olmadığı değil, bunun ciddi zararlara yol açmadan kullanılıp kullanılamayacağı olduğunu vurguluyor.
Araştırmacılar, güvenliği artırmak amacıyla karmaşık organizmaları enfekte edebilecek virüsleri eğitim veri tabanından çıkardıklarını ve çalışmaları insanları enfekte eden virüsler yerine fajlar üzerinde güvenli bir laboratuvar ortamında yürüttüklerini belirttiler. Fajların genetik kodu yaklaşık 5 bin 400 baz çiftinden oluşurken, canlı bir hücrenin en küçük genomu yaklaşık 500 bin baz çiftinden oluşuyor. Bu durum, yapay zekanın canlı organizmalar üretebilmesi için henüz kat etmesi gereken önemli bir mesafe olduğunu gösteriyor.
İspanya’daki Pompeu Fabra Üniversitesi’nden Prof. Marc Güell, çalışmayı “tarihte ilk kez bilgisayar ortamında biyoloji tasarlamaya başlamamız açısından çok önemli bir dönüm noktası” olarak değerlendirerek, bu adımın hastalıklarla mücadele edecek fajlar, genetik bozuklukları tedavi edecek enzimler ve immünoterapide kullanılabilecek antikorlar geliştirmek gibi insanlığın sorunlarını çözme yolunda heyecan verici imkanlar sunduğunu kaydetti. Manchester Biyoteknoloji Enstitüsü’nden Prof. Patrick Cai ise çalışmanın kritik bir eşik olduğunu ve genom dil modellerinin evrimle kodlanan tasarım ilkelerini öğrenmeye başladığını göstererek yapay zeka destekli genom yazımının kapısını araladığını belirtti.
Reklam & İşbirliği: [email protected]