Celil Kaplanoğlu, insan ilişkilerinin en hassas noktalarından biri olan evlilik kurumunu bu kez farklı bir pencereden ele alıyor. “Bölüm 5” kapsamında kaleme aldığı değerlendirmesinde; sevgi olmadan kurulan evlilikleri, zamanla büyüyen anlaşmazlıkları, ihanetleri, psikolojik baskıyı ve insanların mutsuz oldukları hâlde neden ilişkilerini sürdürdüklerini sorguluyor.

Kaplanoğlu’na göre bazı evlilikler gerçek bir sevgi hikâyesinden çok yalnız kalma korkusu, aile baskısı, ekonomik beklentiler veya “zamanla mutlu olurum” düşüncesiyle başlayabiliyor. Ancak evlilik hayatı başladığında gerçeklerle yüzleşen çiftler, hayal ettikleri ilişkinin aksine kendilerini bitmeyen tartışmaların, kıskançlığın, güvensizliğin ve duygusal uzaklığın içerisinde bulabiliyor.
Celil Kaplanoğlu özellikle psikolojik baskı ve manipülasyonun ilişkiler üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Sürekli suçlanmak, aşağılanmak, kontrol edilmek ya da tehdit altında hissetmek, kişinin zaman içerisinde özgüvenini ve kendi kararlarına olan güvenini kaybetmesine neden olabiliyor. Kaplanoğlu, aldatma ve ihanet konusuna da değinerek yaşanan problemlerin ihaneti haklı çıkarmayacağını, aldatılmanın ise kişinin değersiz olduğu anlamına gelmediğini vurguluyor.
Peki insanlar mutsuz oldukları hâlde neden ayrılmıyor? Celil Kaplanoğlu bu sorunun tek bir cevabı olmadığını belirtiyor. Çocuklar, ekonomik şartlar, alışkanlıklar, yalnızlık korkusu ve gelecek kaygısı kimi zaman insanları istemedikleri bir hayatın içerisinde tutabiliyor. Bu nedenle bir evliliği dışarıdan değerlendirmenin kolay, o evliliğin içerisindeki gerçek hikâyeyi anlamanın ise çok daha zor olduğunu ifade ediyor.
Kaplanoğlu’nun dikkat çektiği asıl nokta ise evliliğin yalnızca aynı çatı altında yaşamak olmadığı. Ona göre gerçek bir evlilik; sevgi, saygı, güven, sadakat ve karşılıklı emek üzerine kurulmalı. Sorunların yaşanması doğal olsa da önemli olan iki insanın birbirinin onurunu koruyarak bu sorunlarla yüzleşebilmesi.
Celil Kaplanoğlu, bu bölümde okuyucuyu önemli bir soruyla baş başa bırakıyor: Bir evliliği gerçekten ayakta tutan şey sevgi mi, para mı, alışkanlık mı, yoksa yalnız kalma korkusu mu?
“Bir evliliğin devam etmesi, o evliliğin mutlu olduğu anlamına gelmez” düşüncesi ise Kaplanoğlu’nun kaleme aldığı bu bölümün en çarpıcı mesajlarından biri olarak öne çıkıyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]