Amerikan Axios haber platformunun belirttiğine göre, Rubio ile Raul Guillermo Rodriguez Castro arasındaki gizli temaslar, müzakereden ziyade “geleceğe yönelik görüşmeler” olarak değerlendiriliyor. Diplomatik kanallar atlanarak gerçekleştirilen bu görüşmelerin “oldukça dostane” geçtiği belirtiliyor.
ABD yönetiminin tutumunun “Küba’daki rejimin gitmesi gerektiği” yönünde olduğu ve sürecin sonucunun ABD Başkanı Donald Trump’ın kararına bağlı olduğu iddia ediliyor. Rubio’nun, Küba’nın mevcut Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ya da diğer üst düzey hükümet yetkilileriyle temas kurmadığı belirtiliyor.
Trump yönetiminin 94 yaşındaki Raul Castro’yu ülkenin “gerçek karar vericisi” olarak gördüğü savunuluyor. Washington yönetiminin Havana’daki rejim üzerinde baskı kurduğu ve ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik operasyonunun Küba üzerindeki baskıyı artırdığı ifade ediliyor.
Trump, ABD’nin Küba ile temas halinde olduğunu belirterek görüşmelerin Dışişleri Bakanı Rubio aracılığıyla gerçekleştiğini söylemişti. Trump, Küba’yı “başarısız bir ülke” olarak nitelendirerek “Kesinlikle bir anlaşma yapmalılar.” ifadesini kullanmıştı.
30 Ocak’ta Trump ile Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, sınır güvenliği, uyuşturucu kaçakçılığı ve ticaret konularında telefonda görüşmüştü. Trump, “ulusal acil durum” ilan ederek Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden ithal edilen mallara gümrük vergisi uygulanmasına olanak tanıyan bir kararname imzalamıştı.
Küba yönetimiyle petrol tedarikinin düzenlenmesi konusunda görüşmelerin başlatıldığını duyuran Trump’a, Küba’dan yalanlama gelmişti. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ABD’nin uyguladığı petrol ablukasına tepki göstererek “Bizi tamamen boğmak anlamına geliyor. Direnmezsek ne yapacağız, teslim mi olacağız?” açıklamasını yapmıştı.
Reklam & İşbirliği: [email protected]