Son dakika: Berlin'deki Libya zirvesi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorularını cevapladı

Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Berlin dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Libya Konferansını değerlendiren Erdoğan, 'Söylenmesi gereken neyse bunları da kendilerine söyledik. Ama özellikle yol boyunca ne kadar uyarlar uymazlar bunu göreceğiz. Uymadıkları anda da gereğini yapacağız' ifadelerini kullandı.

Son dakika: Berlin'deki Libya zirvesi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorularını cevapladı
Son dakika: Berlin'deki Libya zirvesi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorularını cevapladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Berlin'de düzenlenen Libya Konferansı dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

LİBYA ZİRVESİ SONRASI ÖNEMLİ AÇIKLAMA

Libya zirvesini değerlendiren Erdoğan, "Biz bu süreçte üzerimize düşenleri yapmış olduk. Şu an itibarıyla geldiğimiz noktayı değerlendirme fırsatını bulduk ve söylenmesi gereken neyse bunları da kendilerine söyledik. Ama özellikle yol boyunca ne kadar uyarlar uymazlar bunu göreceğiz. Uymadıkları anda da gereğini yapacağız" ifadelerini kullandı.

"NETİCE İNŞALLAH HAYIRLI OLUR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hafter'in şu ana kadar, ayrıldığımız zamana kadar metinlere imza atmaması manidardır. Hepsi sözdedir ve ben de kendilerine atalarımızın o sözü ile bir hatırlatmada bulundum; "söz uçar yazı kalır" dedim. Bunun imza ile teyit edilmesi gerekir dedik. Fakat tüm bunlara rağmen imza altına alınamadı. Olay tamamen sözlü olarak bütün katılımcıların şahit olması ile o şekilde kalmış oldu. İnşallah neticesi hayırlı olur" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçakta gazetecilere yaptığı açıklama ve gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

"Libya'da siyasi çözüm çabalarımızın bir parçası olarak Berlin'de düzenlenen Libya zirvesine katıldık. 55 maddelik zirve bildirgesini kabul ettik. Burada Birleşmiş Milletler çatısı altında bir yol haritası bulunuyor. Bizim Sayın Putin ile birlikte çağrısını yaptığımız ateşkese uyulması halinde siyasi sürecin de önü açılacaktır. Zirvede aldığımız kararlar çerçevesinde Sarrac ve Hafter tarafından 5'er kişinin katılacağı askeri komite önümüzdeki birkaç gün içinde toplanacak. Buradaki kilit nokta Hafter'in saldırgan tutumunu sonlandırmasıdır. Nisan'dan bu yana tüm anlaşmaları ihlal eden ve meşru hükümete saldıran özellikle Hafter taraftarlarıdır. Toplantıda bu konuyu açıkça dile getirdim. Tabi kimse itiraz edemedi.

Gerçek şu ki bizim Libya konusunda attığımız adımlar sürece bir denge getirdi ve ateşkes zemini oluştu. Hem sahada hem de masada pozisyonunuzu güçlü tutarak siyasi sürece destek olmaya devam edeceğiz. Libya'da Türkiye'nin mevcudiyeti barış umutlarını arttırmıştır. Biz Libya'da terörle mücadele kisvesi altında ne tür oyunların oynandığını da görüyoruz. Buna karşı meşru hükümetinin yanında durmaya devam edeceğiz.

Özellikle bugün alınan kararları takip edecek bir mekanizma kurulacak ve aylık toplantılar yapılacak. BM çatısı altında yapılacak olan bu toplantılarda Libya'nın siyasi, askeri ve ekonomik konuları ele alınacak. Bu toplantılara bizim arkadaşlarımız da katılacaktır.

"BİZ ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK"

ABD Başkan Yardımcısı geldi, uzun bir müzakere yaptınız. Rusya'ya gittiniz uzun bir müzakere yaptınız. Beyaz Saray'da da ciddi müzakereler oldu, sonuçları müspet oldu. Bu birden çok tarafı olan toplantı ve diğer müzakerelerden çok daha kısa sürdü. Dolayısıyla başarısız olma ihtimali olduğunu düşünüyor musunuz?

Biz bu süreçte üzerimize düşenleri yapmış olduk. Şu an itibarıyla geldiğimiz noktayı değerlendirme fırsatını bulduk ve söylenmesi gereken neyse bunları da kendilerine söyledik. Ama özellikle yol boyunca ne kadar uyarlar uymazlar bunu göreceğiz. Uymadıkları anda da gereğini yapacağız. Şu an itibarıyla bize "Niçin şunu yaptınız?" sorusunu pek soramıyorlar.

En çok ve en ileri sordukları soru "Bundan sonra buraya siz askeri güç gönderecek misiniz?" Bizim de onlara verdiğimiz cevap şu oldu; "Biz buraya şu anda askeri güç göndermiyoruz. Biz sadece eğitmen olarak, eğitici olarak buraya bir kadro gönderdik o kadar. Bunlar da orada eğitim yaptılar. Ama öbür tarafta Wagner burada 2.500 güvenlik gücü ile var. Onları niçin masaya yatırmıyorsunuz?" Böyle söyleyince ona da bir şey diyemiyorlar. Kaldı ki sadece Wagner değil, mesela orada Sudan'dan 5.000 civarında asker var. Bunun yanında Çad'dan var, Nijer'den var. Malum Abu Dabi yönetimi nereden bulursa alıyor. Hakeza Mısır'da bu tür askeri güçler az değildir. Ama tüm bunların dışında üzerinde durulması gereken başka bir konu var. Savunma sistemleri noktasında, hava kuvvetleri vesaire, buralarda özellikle Rusların, Abu Dabi yönetiminin vermiş olduğu desteklerdir. Biz buradan kendilerine yüklenmek suretiyle "Bu konularda biz sizden hassasiyet bekliyoruz" dedik. Onlar da bu konularda bize "hayır" diyemediler ve başta Merkel olmak üzere bunu kabullendiler.

Bugün yaşananları özetlediniz fakat gerçekten bir ateşkes hayata geçirilebilirse Türkiye'nin bundan sonrası için beklentisi nedir? Hafter'in masadan kalktığını, kaçtığını görüyoruz, takip ediyoruz. Eğer ateşkes gerçekleşemezse bundan sonra herhangi bir revizyon olabilir mi Türkiye'nin politikasında? Bir de sizin batı basını için kaleme aldığınız makalede bir ifadeniz vardı Avrupa liderleriyle ilgili. "Daha az konuşup daha çok somut adım atmaları gerekli artık" demiştiniz. Bugün buna dair bir ışık gördük mü?

Bize verilen sözler eğer yerine gelirse, biz de bunlara karşı örneğin ateşkes hususunda kesinlikle Sarrac'ı hiçbir şeye zorlamayız. Ama biz Sarac'ı şöyle görüyoruz. Sarrac, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kabul ettiği bir liderdir. Hafter'in böyle bir özelliği yok. Bununla ilgili de özellikle Merkel hiçbir aksi bir ifade kullanmadı. Tablo böyle olunca, bizi oraya davet eden meşru bir hükümetin başı, diğeri ise gayrimeşru.

Gayrimeşru bir kişinin davetine icabet edenler mi bizim için önem arz eder, yoksa meşru bir yönetimin davetine icabet eden mi? Biz meşru olanı yaptığımıza göre atılması gereken adımlar da yeri geldiği zaman rahatlıkla atılabilir ve bu konuda bizim önümüz açık. Kaldı ki biz burada önemli bir adım daha attık. Nedir o? Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden bununla ilgili yasal düzenleme yaparak bunu da geçirdik. Sayın Putin'e soruyorum, onlarda böyle bir şey söz konusu değil. Biz işin yasal sürecini de en ideal şekilde yapmışız ve adımlarımızı da buna göre atmışız. Dolayısıyla bu adımların neticesini de biz Libya'da göreceğiz. Libya halkının huzuru bizim için çok çok önemli.

"Türkiye barışın anahtarıdır" dediniz. Sosyal medyada bir kampanyaya dönüştü "Turkey for Peace" diye… Aslında Türkiye uluslararası krizlerde bu rolü üstleniyor. Çok önemli bir görev. Masada bir ağırlığı oluyor Türkiye'nin uluslararası krizlerde. Bu diplomasi hamleleri de aslında ülkemizin belirleyici rolünü göstermiş oluyor. "Türkiye dış politikasında yalnızlaştı" eleştirisi yapılırken bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bu tür küresel sorunlara ilişkin diplomasi hamleleriniz devam edecek mi?

Şu anda eğer biz bir güçlü devlet isek, bir güçlü devlet olarak bizden birçok beklentiler var. Bu beklentiler karşısında eli kolu bağlı durmak mümkün değil ama bunları da uluslararası hukuk çerçevesinde her zaman hayata geçirmemiz lazım. Bu tür şeylerde de bu tür talepler karşısında geri durmamız mümkün değil. Wagner diyoruz. Sudan'dan gelenler var. Ve bunlar da paralı tipler. Bu paranın kaynağı neresi Abu Dabi. Para da bol ama lafa gelince de "Ben yokum bu işlerin içerisinde" diyor. Biz bu gerçekleri de görüyoruz. Dolayısıyla bir yerde mazlum varsa, bir yerde mağdur varsa biz burada onlara yardımcı olmanın gayreti içerisinde olacağız.

Mesela biz bugün sadece Libya'yı işlemedik, İdlib'i de işledik. İdlib konusunu hem Libya ile ilgili yaptığım konuşmada işledim hem de Sayın Putin ile etraflıca uzun uzadıya İdlib konuştuk. Kendisine durumu anlattık. Kendisi de "İlgili arkadaşlarımız dışişleri, savunma, istihbarat bu ilişkilerini süratle devam ettirsinler" dedi. Onlar şimdi "kendilerinin canını yaktığını söyledikleri" bizim ise "ılımlı muhalif" olarak baktığımız kişilere terörist olarak bakıyorlar. Ben kendisine şunu söyledim "Bunlara terörist diyorsunuz da Esed devlet terörü estiriyor. Bu adam yüzbinlerce insan öldürdü ve hala şu anda İdlib'de bombalar yağdırılıyor." Tabi bunu kabul edemiyor.

İdlib konusu çok önemli. Türkiye dışında başka ülke var mı bilmiyorum Suriye'de Libya'da barışı getirmek için bu kadar mücadele etsin. Ama bakıyoruz İdlib'de insani kriz yaşanırken dünyadan tık yok. Rusya ile bu süreçte arada bir mayhoşluk olur mu, bir kırgınlık olur mu? Önce onu sorayım İdlib konusunda Rusya ile anlaşmamıza bir zarar getirir mi? Bir de Hakan Fidan'ın Suriyeli mevkidaşı ile teması diğer alanlara da yayılır mı?

Rusya ile bizi birbirine bağlayan şu andaki bağlar biraz farklı. Buna "stratejik" diyebiliriz ve bu stratejik bağlar bizi biraz farklı birbirimize bağlıyor yani klasik değil. Şimdi bu stratejik bağlar aramızdaki ilişkileri de çok daha güçlü bir seviyeye doğru taşıyor. Burada herhangi bir sıkıntı yaşayacağımıza da zaten benim ihtimal vermem söz konusu değil.

Dış politikayı iki bağlamda soracağım. Son gelimeler aslında dış kaynaklardan da teslim ediliyor. Türkiye'nin diplomasinin ve barışın önünü açan adımları Forbes dergisinde geçen tanımlamalar, Türkiye'nin başarısını takdir eden bakış açıları… En son gördük, İtalya'nın özellikle Yunanistan'ın doğalgaz projesi olan Eastmed'i seçenek dışı olarak ilan etmesi… Tüm bunlar içeride nasıl karşılanıyor? Siz muhalefetin tarzını nasıl değerlendiriyorsunuz? Tüm bu gelişmeler tek ses olmaya yetmiyor mu? Sayın Kılıçdaroğlu en son "Ne işimiz var Libya'da?" dedi. Bunu şununla sormak istiyorum; eski CHP Genel Başkanı Baykal "Libya sürecinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum" dedi. Milli duruş sergiledi. Buradaki tenakuzu nasıl açıklıyorsunuz?

Öncelikle İtalya'nın özellikle bu doğalgaz konusundaki beklentileri, bizim Türk akım projesinin stratejik bir yatırım olduğunu göstermesi bakımından çok çok önemli. Bu stratejik yatırım özellikle bizi birbirimize çok farklı bağlıyor. Şu anda Libya ile bizim bu anlaşmamız tabi Türkiye ve Libya müşterek çalışacağız ama biz buraya üçüncü, dördüncü ülkeleri de yanımıza ortak olarak alabiliriz. Biz belki beşinci ülkeyi buraya ortak olarak alabiliriz. Bu konuda da Sarrac ile aslında düşünce birliğimiz var. Onları da aldığımız zaman tabi çok daha farklı şekilde bir gelişme kaydedecektir. Şu anda gerek Barbaros gerek Yavuz ve üçüncü bir sondaj gemisini daha şu anda almanın çalışmalarını yapıyoruz. 2 tane de sismik araştırma gemilerimiz var.

Şu anda bize mesela Somali'den teklif var. "Bizim denizlerimizde petrol var. Libya'da bu çalışmayı yapıyorsunuz ama bizim buralarda da bu çalışmayı yapabilirsiniz" diyorlar. Bunlar bizim için de çok önemli. Dolayısıyla burada yapacağımız çalışmalarda bizim oralarda da atacağımız adımlar olacaktır. Bunun bize sağladığı bir şey var. Biz eskiden para vermiyorduk. Diyelim ki ExxonMobile ile diyelim ki bir anlaşma yapıyorduk, gelip Karadeniz'de 1 ay, 2 ay arama yapıyorlardı. Arama maliyetleri de 200 milyon dolar… Bir şey bulamıyor…

Bir şey bulamadıktan sonra da çekip gidiyor. Ama biz anlaşmamızı öyle yapmışız ki bir kuruş da para vermiyoruz. Hep yaşadık ama o zaman bizim zaten ne sondaj gemimiz vardı ne sismik araştırma gemimiz vardı. Adamlar da Karadeniz'de petrol var diye böyle bir teklifle bize geliyorlardı; yüzde 50, yüzde 50… Bulursak yüzde 50 onlar alacaklar, yüzde 50 de bize verecekler fakat bulamadılar. Keşke bulsalardı da oradan bu işe başlasaydık ama ne oldu, şimdi bizi de ev sahibi yaptılar. Bizim şimdi iki tane sondaj gemimiz oldu. İki tane de sismik araştırma gemimiz oldu. Dünya da sürekli bu gemileri bizden kira olarak istiyor.

Gerek Moskova gerek Berlin'de olup bitenler "arabuluculuk" mudur? Siz arabuluculuk mu yapıyorsunuz Hafter ile meşru Libya hükümeti arasında?

Burada arabulucu sıfatıyla bulunmayı kabul edemeyeceğimizi zaten Sayın Putin'e başta da söyledim. Sayın Putin burada "Ben Hafter' tarafını halledeceğim. Siz de Sarrac'ı hallederseniz bu işi çözüme kavuşturalım" yaklaşım tarzında. Bizim ikimizin arasındaki böyle bir yaklaşım tarzıdır. Yoksa ben bu noktada siyaset anlayışımda bir teröristle asla masaya oturmam, masaya oturulmasına da müsaade etmem. Mesela Sayın Trump'ın YPG ve malum terörist Abdi Şahin'le ilgili adeta "bunu kabul et" diyecek kadar maalesef ileriye gitme durumu olmuştu. Ben de "Sayın Başkan, ben bir teröristle asla masaya oturmam" demiştim. "Hem terörle mücadele diyeceğiz, uluslararası terörle mücadelede çok ciddi kayıplar vereceğiz, ondan sonra da teröristi kabul edeceğiz. Ben bunu yapmam" dedim. Aynı şeyi Putin de yapıyor. Tabi bu biraz insanın, siyasetçinin bakışıyla veyahut da kendi karakteri ile alakalı bir olay.

CHP "FETÖ'nün siyasi ayağı araştırılsın komisyonu" önergesi verdi. AK Parti ve MHP karşı durdu. Sayın Bahçeli "Hakim değiliz, savcı değiliz. Meclis'te araştırılması doğru değil. Bunun yerine sözde 'Yurtta Sulh Konseyi' araştırılsın" dedi. Siz ne diyorsunuz buna?

Sayın Bahçeli'nin bu yaklaşımı işin bir boyutu. İşin bir başka boyutu da bana göre şudur: İddia sahibi kim? CHP... Sen iddia sahibi olduğuna göre bir defa bu iddianı ispatlamakla mükellefsin. İspatla bunu. Parlamentonun içinde veya herhangi siyasi partide, AK Parti'de, MHP'de bu tür adamlar mı var? Hadi ispatla. Eğer ispatlayamıyorsan demek ki bunlar sende... Ya CHP içinde var, ya İP'te var, ya HDP'de var. Çıkar o zaman sen bunları, ispat et. Bunu ispatlayamayan bu parti parlamentonun tamamını zan altına almak için böyle bir yola başvurdu. Daha geçenlerde Urla Belediye Başkanı'nın FETÖ'cü olduğu ortaya çıktı. Şu anda ne oldu? Tutuklu içeride. Mahkemesi devam ediyor.

Macron hem Doğu Akdeniz'e savaş gemisi gönderme hem Türkiye'ye karşı ileri geri konuşma hali içinde. Fotoğraf çekiminde bile tavırlarıyla rahatsızlığını ortaya koyuyor. Genel olarak bu tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz? Fransa tek ses midir? Bölünmüşlük var mı içinde size göre?

Bence bu konuda biz Fransa'yı karşımıza alıp da ona belli bir yer verme noktasına gitmemize gerek yok. Yani şu anda Fransa'ya karşı gerek Hafter tarafının gerekse Sarrac tarafının çok da sıcak bakar yanları yok. Zaten böyle olsaydı bu anlaşma Fransa ile yapılırdı. Şu an itibarıyla Fransa'nın bölgeye özellikle Kuzey Afrika ülkelerine bir ilgisi, alakası var ama bu uçak gemisini bölgeye göndermesinin ne anlama geldiğini zaman içerisinde görme fırsatımız olacak. Bu akşam kendisiyle de fazla muhabbet etme imkanımız olmadı.

Libya konusunda içerideki müzakerelerde de çok ciddi bir şey söylemedi diyebilirim. Dolayısıyla atılacak adımlarda da bundan sonraki sürece yönelik tek önemli avantajı BM Güvenlik Konseyi üyesi olması. Ve üyeliğin ona sağlamış olduğu avantajları kullanıyor olabilir. Bu en önemli yönü. Bu akşam bir şeyi söyledim o da şu "Bu metin BM Güvenlik Konseyi'ne gidecek ve Konsey metni onarsa uygulamaya geçecek ama onamazlarsa metin uygulamaya da geçemeyecek." Böyle bir durum söz konusu. Onun için tabi Fransa'nın burada önemli bir konumu var. AB bu sürece adeta koordinatör sıfatı ile girsin yaklaşımına da bizler "BM varken AB'nin sürece koordinatör olarak girmesi doğru olmaz" demek suretiyle ikili görüşmelerde ona karşı durduk.

Gerginlik sonrası bir ilk! Erdoğan ve Macron arasındaki samimi anlar objektiflere yansıdıGerginlik sonrası bir ilk! Erdoğan ve Macron arasındaki samimi anlar objektiflere yansıdı Son Dakika: Libya'da kalıcı ateşkesi sağlamayı amaçlayan Berlin Zirvesi sona erdiSon Dakika: Libya'da kalıcı ateşkesi sağlamayı amaçlayan Berlin Zirvesi sona erdi Pompeo'dan Berlin Konferansı paylaşımı: Libya halkının yanındayızPompeo'dan Berlin Konferansı paylaşımı: Libya halkının yanındayız Darbeci General Hafter kimdir? Hafter güçleri ne demek? Türkiye'ye karşı cihat ilan eden Halife Hafter kimdir?Darbeci General Hafter kimdir? Hafter güçleri ne demek? Türkiye'ye karşı cihat ilan eden Halife Hafter kimdir? Libya nerede? Libya haritası, Libya nüfusu ve Libya ordusu ordusu hakkında merak edilenler!Libya nerede? Libya haritası, Libya nüfusu ve Libya ordusu ordusu hakkında merak edilenler!

Haber Videosu

: Berlin'deki Libya zirvesi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorularını cevapladı
Son dakika: Berlin'deki Libya zirvesi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin sorularını cevapladı - Haberler
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Milli Savunma Bakanlığı, Barış Pınarı Harekatı'nın 6'ıncı gününde 550 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı
Milli Savunma Bakanlığı, Barış Pınarı Harekatı'nın 6'ıncı gününde 550 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı
KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın karşı çıktığı Barış Pınarı Harekatı'na sosyalist Venezüella destek verdi
KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın karşı çıktığı Barış Pınarı Harekatı'na sosyalist Venezüella destek verdi